avril lavigne

Hakkımda

avril ve evanescence müzikleri


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


znkaya
cathazal
tefri
rockhazal

TOKİO HOTEL

Tokio Hotel 2001 yılında Magdeburg'da kurulmuş bir popüler Alman pop rock grubudur. Bill Kaulitz Tokio Hotel'in baş vokalistidir. "Devilish" ismiyle Bill Kaulitz, Bill'in ikiz kardeşi Tom Kaulitz, Georg Listing ve Gustav Schäfer tarafından kuruldu. Grubun ismi daha sonra değiştirildi. Tokio grup her zaman Tokyo'da konser vermek istediği için, Hotel de turneler sırasında hep otellerde kaldıkları için konuldu.İlk albümü "Schrei” 2005 yılında çıktı. İlk singleları "Durch den Monsun", çıktıktan sonra hızlı bir şekilde adını duyurdu. 20 Ağustos'ta Alman müzik listelerinde 15. olarak kendini gösterdi ve 26 Ağustos'ta Avusturya müzik listelerinde 1. oldu. İkinci singleları "Schrei", Alman listelerinde 5.liğe yükseldi. 2006'nın başlarında, üçüncü single'ları "Rette Mich" çıktı ve listelerde 1. oldu. Yeni singleları "Übers Ende der Welt" 26 Şubat 2007'de çıktı ve o da listelerde 1. oldu. Yeni albümleri "Zimmer 483" turunun Mart ayında başlatılması düşünülüyordu ancak iki hafta geciktirildi çünkü grup yeni bir sahne kullanmak istemişti

.

                          Albümler

Schrei - 19 Eylül 2005

Schrei—so laut du kannst - 2006

Zimmer 483 - 23 Şubat 2007

Scream / Room 483 - 1 Haziran 2007


Tarih: 10:58, 19/12/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ÇILGIN CUMA FİLMİ . . .


Dr. Tess Coleman (Jamie Lee Curtis) ile 15 yaşındaki kızı Anna (Lindsay Lohan) arasında sürekli anlaşmazlığa dayalı bir anne-kız ilişkisi vardır. Birbirlerinin giyim stilinden, saç modelinden, müzik beğenisinden ve erkeklere bakış açılarından hiç hoşlanmazlar. 

 


   

 


İkisi arasındaki anlaşmazlık bir Perşembe akşamında zirve noktasına varır. Müzikal beklentilerinin annesi tarafından yeterince desteklenmemesi nedeniyle Anna çok kızgındır. Dul bir psikolog doktor olan Tess ise çok sevdiği nişanlısı Ryan ile (Mark Harmon) evlenmek üzeredir. Ancak Anna'nın yıldızı Ryan ile bir türlü barışmaz. Düğün töreninin bir gece öncesinde gittikleri Çin Lokantasında iki şans kurabiyesinin yarattığı karışıklığın ardından mistik birtakım gelişmeler sonucunda herşey değişmeye başlar.


Cuma sabahı uyandıklarında Tess ile Anna kendilerini birbirlerinin bedeni içinde bulurlar. Bundan sonrasında deyim yerindeyse "birbirlerinin ayakkabıları içinde yürümeyi" öğrenmek zorundadırlar. Bu olaydan kazanımları ise birbirlerinin bakış açısına saygı duymayı öğrenmek olacaktır. Ancak cumartesi günü Tess'in düğünün yapılacak olması nedeniyle kendi bedenlerine en hızlı biçimde geri dönebilmenin yolunu bulmak zorundadırlar.

 

Tess Anna'nın bedenine girdiği için okula Anna yerine  gider ve Anna 'nın en büyük rakibi (eskiden çok iyi arkadaşlardı  . . . ) ile tekrardan dost olmayı teklif eder ama  . . .

Anna ' nın öğretmeni lisedeyken Tess ' i seviyordu ve Tess' e çıkma teklifi etmişti ama Tess kabul etmediği için Anna ' ya gıcık oluyor ve Tess Anna ' nın vücudunda olduğu için bunları sınıfın içinde yüzüne vurunca . . .

Tabi bu arada Anna ' nın rock grubu vardır ve Tess ' in nişanının olduğu akşam sahneye çıkıp yarışmaya katılmaları gerekir . Ama Anna Tess in vücudunda . . .

Anna'nın arkadaşları nişandan onu kaçırır ve yarışmaya götürürler ama Tess elektro gitar çalmayı bilmiyor. . .Sahneye çıkınca hiç bir şey yapamadan öylece kalır. Tess yani Anna geldi gitarı fişten çekti ve "Annne git ve çalıyormuş gibi yap " dedi ve aynen de öyle oldu soloyu da Tess ' in vücuduna giren Anna attı ve yarışmadan çıkınca direk nişana gittiler . Tess , Anna'nın bu düğünün olmasını istemediğini bildiği için "Benim için bi konuşma yap ve bu düğünü ertele " dedi ama Anna annesinin onun için yaptığı minnetterlıktan sonra bunu yapmadı ve çok etkileyici bir konuşma yapıp bu düğünün olmasını sağaladı .

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Tarih: 22:37, 29/10/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ÖLÜ GELİN FİLMİ . . .

  

Viktorya döneminin baskı altındaki küçük, kasvetli bir kasabasında, iki utangaç gencin, daha önce hiç karşılaşmadıkları halde, evlenmelerine karar verilmiştir.
corpsebride

Kaba, sonradan görme, (Tracey Ullman ve Paul Whitehouse tarafından seslendirilen) konserve balık tüccarları Nell ve William Van Dort hep yüksek sosyeteye girebilmeyi düşlemişlerdir. Ne var ki, maddi açıdan noksan olmasalar da, görgüleri büyük ölçüde noksandır.



Everglot Dükü’nün birinci derecede akrabaları olan, (Joanna Lumley ve Albert Finney tarafından seslendirilen) aileden zengin aristokratlar Maudeline ve Finis Everglot de, tam aksine, görgü açısından zengin olmalarına karşın, maddi açıdan dara düşmüşlerdir. Paraları uzun süre önce tükenmiştir. Ellerinde kalan tek değerli şey isimleri ve toplumsal konumları, ve sonradan anlaşıldığı üzere (Emily Watson tarafından seslendirilen) kızları Victoria’dır. Daha önce onda değerli bir yan bulmasalar da, kızlarının toplumsal basamakları çıkmalarına vesile olabileceği anlaşılır, çünkü Van Dort çiftinin (Johnny Depp tarafından seslendirilen) Victor adında bekar bir oğulları vardır.



Everglot çifti statülerini korumak istedikleri için, Victoria’yı, istemeden de olsa, korkunç Van Dort’ların oğluyla evlendirmeye karar verirler; ne de olsa, sonradan olsa da zengin zengindir. Anlaşma yapılır ve iki aileyi bir telaş alır. Herkes yakında gerçekleşecek düğün için büyük heyecan duymaktadır… tabi gelin ve damat hariç. Ama herkes bilir ki evliliğin zaten aşkla ilgisi yoktur; Maudeline ve Finis’e sorabilirsiniz.



Victor ve Victoria, ilk kez, ailelerin gelin ve damat adayını uygun bir şekilde tanıştırmak için bir araya geldiği düğün arifesinde birbirlerini görürler. Bunun hemen ardından da düğün provası yapılır. İki genç birbirinden utangaçtır. Bu ilk buluşmada, çok uzak bir ihtimal gibi görünse de, Victor ve Victoria’nın gerçek aşkı bulma şansı henüz kaybolmamış gibi görünmektedir. Ama prova sırasında, Victor –müstakbel kayınvalidesinin elbisesini kazara yakmadan bile önce- evlilik yeminini o kadar kötü okur ki (Christopher Lee tarafından seslendirilen) Papaz Galswells onu dizeleri doğru öğrenmesi için dışarı çıkartır.



Küçük düşen genç adam, köyü çevreleyen karanlık ormanda dolanmaya başlar. Yalnızken, yeminini mükemmel bir şekilde okur. Hatta, yeminin sonunda alyansı bir ağacın dalına nazikçe takar. Ama aslında bu bir dal değildir.



Dehşet verici bir şekilde, çürümekte olan tuhaf ve güzel bir kadın cesedi yırtık pırtık gelinliğiyle yerden çıkarak Victoria’nın yüzüğünü kemikli parmağına takar. Victor istemeden (Helena Bonham Carter tarafından seslendirilen) Ölü Gelin’le evlenmiştir.



Ölü Gelin düğün gecesinde gizemli bir şekilde öldürülüşünden bu yana, kalbi kırık bir şekilde damadın gelip onu almasını beklemiştir. Kalbi atmaya uzun zaman önce son verse de, genç kadının gerçek aşkı ve ebediyen birlikte olacağı kocasını bekleyişi asla sona ermemiştir. Victor yanlışlıkla bu koca olmuştur. Yerin altındaki Ölüler Diyarı’na çekilir. Genç adamın bildiği mazbut yaşamın tam zıttı olan Ölüler Diyarı’nda, publar hep açıktır ve ölüler, Yaşayanlar Diyarı’ndaki sıkıcı ve kasvetli insanların hepsinden çok daha canlıdırlar.



Victor umutsuzca Victoria’ya dönmenin bir yolunu bulmaya çalışır. Yaşayanlar Diyarı’nda onu hasretle bekleyen Victoria ise, nişanlısının ölü bir kadın tarafından yerin altına çekildiğine kimseyi ikna edemez. Everglot çifti kızlarına yardım etmek yerine, alelacele ikinci bir düğün ayarlarlar. Bu seferki damat adayı (Richard E. Grant tarafından seslendirilen) Barkis Bittern gizemli ve sinsi biridir, ve sadece doğru zamanda doğru yerde olduğu için Victoria’yla evlenebilecektir…



Ölü Gelin, Victor’un kutsal olmayan evlilik yemininden caymasına izin vermeye niyeti yoktur. Genç adamın ise Ölüler Diyarı’ndan kurtulup, hayatının aşkının kollarına dönmenin bir yolunu bulması gerekmektedir.


Tarih: 19:33, 29/10/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

SCHOOL OF ROCK ! ! !



       
FİLMİN ÖYKÜSÜ
       No Vacancy adlı rock grubunda gitarist olarak çalışan Dewey Finn (Jack Black), çok çabaladığı halde bir baltaya sap olamamış uyumsuz bir müzisyendir. Rock’n’roll müziğinin gücüne tapar. Büyük sahnelere çıkıp 20 dakikalık uzun sololar atma özlemiyle yanıp tutuşan Dewey, üyesi olduğu rock grubunu “Gruplar Yarışıyor” adlı yarışmada zafere taşımaya kesin kararlıdır. Ancak grup arkadaşları aynı fikirde olmayınca kendisini hiç beklemediği bir anda kapının önünde bulur.


        Dağ gibi yığılmış borçlarıyla başbaşa kalan ve kirasını dahi ödeyemeyecek noktaya varan Dewey, çaresizlik içinde oda arkadaşı Ned’e (Mike White) telefon açar. Sonunda gönülsüzce de olsa Horace Green İlköğretim Okulunda kadrosuz öğretmenlik yapmayı kabul etmek zorunda kalır. Ancak orada da şanssızlıklar yakasını bırakmaz. Okulun sinirli ve tutucu müdiresi Rosalie Mullins’in (Joan Cusack) şahin gibi keskin bakışlarını her an üzerinde hisseder. Üstelik öğretmenlik konusunda da oldukça beceriksizdir. Beşinci sınıf öğrencilerine neyi nasıl öğretmesi gerektiğini bir türlü kestiremez. Bir gün rastlantı sonucu okul orkestrasının çalışma yaptığı odanın önünden geçerken müzik seslerine istemeden kulak misafiri olur. O anda aklına parlak bir fikir gelir. Bu genç müzisyenleri eğiterek yüksek voltajlı bir rock grubu kurmaya karar vermiştir. Ancak bunu çocukların ailelerinden ve okul müdiresinden gizli yapmak zorundadır. “Gruplar Yarışıyor” adlı müzik yarışmasına hazırlıkların başlamasıyla birlikte hem onların hem de Dewey’in yaşamı sonsuza kadar değişecektir.


       
‘SCHOOL OF ROCK - HABABAM ROCK’
       Dewey Finn karakterinin portresini Jack Black gibi usta bir rock müzisyeninin çizdiği “The School of Rock” gibi bir filmde aktörle karakterin birbirine benzemesi doğaldır. Jack Black ünlü bir şarkıcı ve bestecidir. Kendi kurduğu Tenacious D. Adlı grubun gitaristidir. Filmde portresini çizdiği Dewey Finn’in durumu da aynıdır. O da ünlü olmayı hedefleyen bir şarkıcı ve besteci; aynı zamanda No Vacancy adlı kendi grubunun gitaristidir.
       

                Ancak ikisi arasında bazı farklar da vardır. Bunlardan birisi, Finn’in gruptan kovulmasıdır. Diğer fark ise rock’n’roll olgusunun hayatlarında tuttuğu yerle ilgilidir. Black’in yaşamında rock’n’roll epeyce önemli yer tutar. Buna karşılık Finn’in yaşamındaki tek önemli olgu rock’n’roll’dur.
       

       Jack Black ile üç yıl kapı komşusu olarak oturduğunu söyleyen filmin senaryo yazarı Mike White, “Özellikle Black’in özgün kişiliği üzerinde odaklanan bir film senaryosu yazmayı her zaman istemiştim. Jack gerçekten müthiş bir müzisyen ve mükemmel bir anti-kahramandır. Çevresinde birkaç öğrenci çocuğun yer aldığı böyle bir komedi yapma fikri uzun zamandır aklımdaydı” diyor.
   

              Jack Black’in yıldızlaşan komedi stili ve Mike White’ın zekice yazılmış senaryosunun bir araya gelmesiyle “The School of Rock” projesinin geleneksel komedinin sınırlarını zorlayacağı gözle görülür bir hal almıştı. Ancak yapımcıların ortak kararı sonucunda yönetmenliğe Richard Linklater’in getirilmesiyle olayın boyutları daha da genişledi. Bağımsız film endüstrisinin köşe taşları kabul edilen “Slacker” ve “Dazed and Confused” gibi komedilere imzasını atmış olan Linklater’in yüksek düzeyde rock’n’roll etkileri taşıyan filmler yapma eğiliminde olmasıyla ortaya kusursuz bir sonuç çıktı.



        Jack Black ile ilgili düşüncesini açıklarken, “Ondaki müzisyenlik ve aktörlük yönlerinin büyük hayranıyım” ifadesini kullanan Linklater, sözlerine devamla, “Ayrıca Jack’in portresini çizdiği mücadeleci müzisyen karakteri de çok hoşuma gitti. Düşlerini gerçekleştirmek adına her şeyi yapmaya kararlı müzisyen karakterine baktığımda yönetmenlikteki ilk yıllarımı hatırladım” diyor.
   

              Linklater’in bu övgüsüne aynı şekilde karşılık veren Jack Black ise, “Rick Linklater bu filme gerçekçilik, dürüstlük ve inanılabilirlik getirdi. Herşeyden önce beni dizginlemeyi başardı ki, bence bu çok önemliydi. Kontrolü bana bıraksaydı kesinlikle uçar giderdim. Çılgınlığım aşırı uçlara vardığı zamanlarda beni gerçekçiliğe davet eden Linklater oldu” şeklinde konuşuyor.
       
10 HAFTA SÜRELİ ROCK’N’ROLL KAMPI

       Richard Poster, “Bu filmin en büyük avantajlarından birisi, çocukları 10 hafta süreyle rock’n’roll kampına almamız oldu. Prodüksiyon öncesinde başlattığımız rock’n’roll kampı olayına çekimler sırasında da devam ettik. Böylelikle çocuklar hem enstrümanlarını daha rahat bir şekilde çalma olanağına kavuştular, hem de öykünün çeşitli yönlerine adapte oldular” diye konuşuyor.
       
ÇEKİMLER NEW YORK’TA

       “The School of Rock”ın çekimlerinin tamamı New York metropolitan bölgesinde gerçekleştirildi. Çekimlerin startı Staten Island’daki Wagner Kolejinde verildi. Gotik mimari özelliklerini taşıyan bu binada, filmdeki olayların geçtiği Horace Green İlköğretim Okulunun dış mekan çekimleri yapıldı. Filmin iç mekan çekimleri ise Long Island’daki bir özel okulda hayata geçirildi.
   

                 Çekim ekipleri daha sonra New Jersey’deki Franklin Lakes ve Rahway’e yolculuk yaptılar. Rahway’de yapılan çekimlerde o bölgeye en önemli müzikal olayları ve tiyatro prodüksiyonlarını getirmesiyle tanınan eski bir sinema salonunun önünde dış mekan çalışması yapıldı. Kafeterya sahneleri, fakülte odaları ve Rosalie Mullins’in ofisiyle ilgili sahneler ise, Noel tatili sırasında Long Island’ın prestijli okullarından Buckley Country Day School’da çekildi.
      
 

           Birkaç ay devam eden mekan çekimlerinin ardından Queens’teki Broadway sahnesine yerleşen çekim ekipleri, burada öğrencilerin okuduğu sınıflarla ilgili sahneleri ve Dewey’in Ned ve onun kız arkadaşı Patty ile paylaştığı apartman dairesinin çekimlerini gerçekleştirdiler.
      

 “The School of Rock”ın müzik ve heyecan dolu “Gruplar Savaşı” yarışması sahneleri ise, Staten Island’da 1928 yılında inşa edilmiş olan ve bir zamanlar vodvil sarayı ve opera binası olarak hizmet veren St. George Tiyatrosunda gerçekleştirildi.
       
     
        Oyuncular:
       Jack Black
       Mike White
       Joan Cusack
       Sarah Silverman


Tarih: 10:11, 29/10/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

AVRİL LAVİG NE İLE İLGİLİ . . .

        

          Avril Lavigne, Belleville-Ontario Kanada'da doğdu. Babası Fransa, annesi Ontario doğumludur. Anne ve babası katolik olduğundan Lavigne de bir katolik gibi büyütülmüştür. Avril'in müzik yeteneği ilk kez henüz iki yaşındayken, kilise şarkılarını söylerken annesi tarafından farkedildi. Aile, Lavigne 5 yaşındayken Napanee-Ontario'ya taşındı.

 
Avril Lavigne Bir Performansı Sırasında


                 1998 yılında Lavigne bir müzik yarışmasını kazandı ve bunun üzerine yine kendisi gibi Kanadalı bir şarkıcı olan Shania Twain ile beraber ilk büyük konser turnesine çıktı. Twain'in Ottawa konserinde What Made You Say That adlı şarkıda, şarkıcıya eşlik etti.

İlk profesyonel menajeri olan Cliff Fabri onu ilk kez Kingston Ontario'daki bir kitapçıda şarkı söylerken keşfetti. Lennox Community Theatre'da bir performansı sırasında ise Kanadalı yerel bir şarkıcı olan Steve Medd tarafından farkedildi ve Medd'in 1999 yılında çıkmış olan Quinte Spirit albümünde yer alan Touch The Sky adlı şarkıda ona eşlik etmesi için

teklifaldı.

16 yaşındayken, Arista Records adlı müzik firmasının bir temsilcisi olan Ken Krongard, şirketin patronu Antonio "L.A." Reid ile görüşmesi için Lavigne'i davet etti. Reid, Avril ve arkadaşlarını New York'da dinleyip beğenince Avril'in ilk albümü kaydedildi ve tamamlandı.

Kişisel Hayatı

2007 MuchMusic Ödüllerinde Lavigne
2007 MuchMusic Ödüllerinde Lavigne

          Lavigne'in vejetaryen olduğu bilinmektedir. Fakat, 2007 yılında yapılan bir röportajda Lavigne, et yemeyi tercih etmediğini söylemiş fakat vejateryenlikle ilgili bir yorum yapmamıştır.

Gençken Napanee'de gittiği bir pizza restoranında yediği zeytin parçalı pizzanın onun en sevdiği yiyecekler arasında yer aldığı, kendisine ait olan Under My Skin Bonez adlı belgeselde belirtilmiştir. Fakat buna ek olarak Avril Lavigne sesine zararlı olacağını düşündüğünden dolayı fazla pizza tüketmemektedir.

         Avril Lavigne'in ünlü olmasından sonra Kanada'da gittiği pizza restoranı pizzalarından birinin ismini Lavigne'e ithaf etmiştir. Hatta restorana gelen müşteriler hatıra defterine Avril ile ilgili görüşlerini yazmaktadırlar.

 

Avril Lavigne'in sol bileğinde bir yıldız dövmesi bulunmaktadır. Bu dövmenin deseni ayrıca onun ilk albümünün kapağında da kullanılmıştır. Çalışma arkadaşı ve yakın dostu olan Ben Moody de bu dövmeden taşımaktadır. 2004 yılının sonlarında Lavigne, sağ bileğine, içerisinde D harfi olan pembe kalp şeklinde bir dövme daha yaptırdı. D harfi kocasının isminin başharfini simgelemekteydi.

 

              Lavigne, eski gitaristi Jesse Colbum ile romantik bir aşk yaşadı. Her ne kadar diğer eski gitaristi Evan Taubenfield ile adı dedikodulara karışsa da Avril böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Bununla birlikte Taubenfield, resmi internet sitesinde Avril Lavigne'in dünyadaki en önemli arkadaşı olduğunu açıkladı. Avril Lavigne, J-14 adlı bir dergiye ilk öpücüğünü 14 yaşındayken verdiğini söyledi. Şubat 2004'de Kanadalı şarkıcı, Sum 41 grubunun solisti Deryck Whibley ile beraber olmaya başladı. 27 Haziran 2005'de nişanlandılar. Whibley, Lavigne'e Venedik'de bir gondol gezisi sırasında evlenme teklif etti. İkili, 110 misafirin katıldığı bir katolik töreniyle 15 Temmuz 2006'da Kaliforniya-Montecito'da Bella Liliybelle adlı malikhanede dünya evine girdi.

 

 

                       

 


Tarih: 11:29, 17/10/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->